Göl


Göl

Sürüklenip dururken hep yeni kıyılara
Bu ebedî gecede dönmemek üzere biz;
Bir tek gün için bile zaman okyanusunda
Demir atacak bir yer göremeyecek miyiz?

Sen ey göl! bilemezsin nasıl geçti bir sene
O tekrar görmeliydi; dalgalar karşısında
Şimdi yalnız durduğum şu kayanın başında
Birlikte oturmuştuk yan yana ve el ele

Derin yar’ın altında sen şarkını söylerdin
Hep kendini vururdun dağın saçaklarına
Ve köpükler toplayıp rüzgârla gönderirdin
Bırakırdın usulca güzel ayaklarına

Bir akşam, unuttun mu; sükûn yolcularıydık
Ne uzakta ne suda ne gökte yoktu tek tık
Yalnız kürek sesleri ahenkle bata çıka
Senin o mırıltılı mutlu dalgalarına…

Birden şu yeryüzünde bilinmez tınılardan
Şu büyülü sahiller çınladı yankılardan;
Sen ve ben de dinledik, rüzgâr sustu dinledi,
Hayran olduğum o ses şu sözleri söyledi:

“Ey zaman, artık akma, ve mutlu saatler siz
Durdurun o bitmeyen akışınızı artık !
Bırakın da tadalım hazlarını azıcık,
Böyle hızlı geçmesin bu güzel günlerimiz

Bu bahtsızlar ki bakın yalvarıyor sizlere
Sadece onlar için biraz yavaşça akın;
Günleriyle beraber gamlarını da alın
Uzaklara götürün, bakmayın dertsizlere

Bir kaç dakika daha isteyişim boşuna,
Uzaklaşıyor hızla benden kaçıyor zaman;
Bu geceye az ağır ol deyişim boşuna,
Şafak gelip geceyi dağıtacak birazdan.

Öyleyse durmayalım, sevelim, hep sevelim,
Kaçıp giden saatin bilelim kıymetini,
İnsan için liman yok, zamanın yok sahili,
O hiç durmadan akar, biz geçeriz sevgilim…”

Kıskanç zaman, mümkün mü bu ânın sarhoşluğu
Aşkın bize su gibi mutluluklar sunduğu
Uçup gitsin uzağa aynı hız aynı karar
Hep uzayıp bezdiren matem günleri kadar ?

Niye tutamıyoruz hiç değilse izini
Niye boşuna geçti, hepten kayboldu niye?
Onları veren zaman gene kendisi sildi,
Ne kadar yalvarsak da vermeyecek geriye…

Sonsuzluk, yokluk, mazi; uçurum kuytuları !
Yuttuğunuz günleri söyleyin ne yaptınız ?
Konuşun, artık bize geri vermez misiniz
Alıp götürdüğünüz o yüce duyguları ?

Ey göl ! dilsiz kayalar, kovuklar, kara orman
Sizinle gençleşir de, esirger sizi zaman;
Siz olun bu gecenin saklayan, koruyanı
Güzel tabiat, bari koru hatırasını…

İster senin sükûnun, bora’nda olsun ister,
Güzel göl, ve o senin güleç kayalarına
Ve bu kara köknarlar ve bu vahşi kıyılar
Eğilmişken o senin berrak dalgalarına;

İster iç ürperterek esen meltemde kalsın,
İster uğultularda, kıyılarında koşan,
Ya da senin yüzünü beyazlara boyayan
Kadife ışığında şu gümüşten mehtabın;

İnildeyen şu rüzgâr, şu kamışlık iç çeken,
Şu çiçek kokuları rüzgârlarında gezen,
İşitilen, görülen, nefesle solunanlar
Hepsi birden desin ki: “Çok sevmişlerdi onlar!”

Alphonse de Lamartine

About esgici

D.P. Worker
Bu yazı Alphonse de Lamartine içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s